Yeni Anayasa ve Temel Hak ve Özgürlüklerin Düzenlenmesi

Sevtap Yokuş,  Heinrich Böll Vakfı’nın düzenlediği ve yeni anayasanın temel ilkelerinin nasıl olması gerektiği konusunun tartışıldığı paneller dizisinin Van ayağında bir bildiri sundu.  Bildirisinde “sivil anayasa” kavramını tartışmaya açan Yokuş temel hak ve özgürlükler konusuna özellikle vurgu yapıyor ve bildirisinde bu konuya odaklanıyor.

Hak ve özgürlüklerin anayasal güvencelerini, hak ve özgürlükleri sınırlama rejimi ile birlikte düşünmek gerektiğini ifade eden Yokuş bugüne dek uygulanan sınırlama biçimlerini ve bunların yol açığı sorunları değerlendirmenin hak ve özgürlükler konusunda ne tür güvencelere gereksinim duyulduğu konusunda yok gösterici olacağını belirtiyor.  Sınırlama rejimi bakımından anayasanın 13., 14., ve 15. maddelerinin önemli olduğunu ifade eden Yokuş 13. maddedeki sınırlama nedenlerinin başta ifade özgürlüğü olmak üzere pek çok özgürlük açısından tehlike yaratabilecek esneklikte olduğunu belirtiyor. Aynı zamanda 14. maddenin hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılması yasağını düzenleyen madde olduğunu ve 15.maddenin ise temel hak ve özgürlüklerin askıya alınmasını düzenleyen madde olduğunu ifade ediyor.  Yokuş, bildirisinde tüm bu maddelerin özellikle 2001 yılındaki anayasa değişikliğine kadar hak ve özgürlükler açısından geniş sınırlamalara neden olduğunun altını çiziyor. “Özellikle 2001 anayasa değişiklikleri öncesinde anayasanın içerdiği katmerli sınırlama rejimine bir de yasal sınırlamalar eklendiğinde, hak ve özgürlükler alanının olağan dönemde bile neredeyse sıfırlandığı söylenebilir. Olağanüstü rejim ise, özgürlükler bakımından alabildiğine daraltılmış olan bu anayasanın bile dışına itilmiş, tamamen hukuk dışı bir rejime dönüşmüştür”.  2001 öncesi döneme ilişkin olarak anayasal hak ve özgürlüklerin kullanılamaz olduğunun  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarıyla da ortaya konduğunun altını çizen Yokuş bu durumun o dönemde Türkiye’nin Avrupa Birliğine üyelik sürecinde temel sorunlardan biri olarak öne çıktığını da ifade ediyor.

Temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlama rejimlerini 1982 Anayasası ve bu anayasada 2001 ve 2004 yıllarında yapılan değişiklikler,  aynı zaman da 1961 Anayasası ve AİHM kararlarıyla karşılaştırmalı bir okuma yaparak değerlendiren Yokuş bu değerlendirmenin ardından yeni anayasada temel hak ve özgürlüklerin nasıl düzenlenmesi gerektiği konusunda önerilerde bulunuyor.

Demokrasinin olmazsa olmazı yargı bağımsızlığının anayasada tam olarak sağlanması gerektiğini belirten Yokuş temel hak ve özgürlükler konusunda ise şöyle diyor : “Hak ve özgürlükler bakımından, sınırlama nedenlerini asgari düzeyde ve nesnel bir şekilde belirleyerek güvence ölçütlerine genişçe yer vermek, demokratik bir anayasa için ideal olandır”. Sınırlama nedenleri olarak sıralanabilecek başlıca kavramların kamu düzeni, milli güvenlik, başkalarının hak ve özgürlükleri olduğunu belirten Yokuş asıl önemli olanın bu kavramlara yüklenen anlam ve bu kavramların yorumlanış biçimi olduğunun altını çiziyor: “Bu tür sınırlama nedenlerinin özgürlükler lehine yorumunu ve uygulamasını sağlamanın yolu, özgürlükleri aynı zamanda güçlü güvencelere kavuşturmaktır. Bu güvencelerin başlıcaları, demokratik toplum düzeni gerekleri, hakkın özüne dokunulamayacağı, açık ve mevcut tehlike koşulu ve ölçülülük ilkesi olarak belirtilebilir”.

Yokuş bildirisinin geri kalanında yukarıda belirtilen güvenceleri tek tek açıklıyor ve değerlendiriyor. Sevtap Yokuş’un konuşmasının tam metnini aşağıda bulabilirsiniz.


,

Haberiniz olsun

Yeni anayasa ile ilgili güncel gelişmelerden haberdar olmak için kayıt olun. (Eposta adresiniz kesinlikle başka amaçlı kullanılmayacaktır)